Komisyon Raporu Yetersizdir! Şimdi Hedef Barışı Tesis Etmek, Demokrasiyi Geliştirmek ve Bölge Savaşını Engellemektir!

Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 22 Şubat 2026 Tarihli Açıklaması

Komisyon Raporu Yetersizdir! Şimdi Hedef Barışı Tesis Etmek, Demokrasiyi Geliştirmek ve Bölge Savaşını Engellemektir!

“Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi” raporu yayınlandı ve siyasal alanın her kesiminde yoğun tartışmalara neden oldu. Bu Açıklama ile partimiz Merkez Komitesi rapor ile ilgili görüşlerini kamuoyu ile paylaşmaktadır:

  1. Yayınlanan rapor beklentilerin ve olması gerekenin çok gerisinde bir niteliktedir. “Terörsüz Türkiye” ifadesi ile sürecin ruhuna ters bir içerikle karşı karşıyayız.
  2. Kürt ulusal sorununun ve 40 yılı aşkındır yaşanan çatışma ortamının nedeninin ortadan kalkması için sorunun kaynağı, cumhuriyetin yasa ve uygulamaları sorgulanmamakta, özeleştiri yapılmamaktadır.
  3. Kürt ulusal sorunun çözümü ile Türkiye’nin genel anlamda demokratikleşmesi konularında hiçbir çaba, plan, program, öngörü, taahhüt raporda yer almamaktadır. Kürt Özgürlük Hareketinden PKK’yi feshetme ve silahları bırakma gibi taahhütler alınmış ve tek taraflı uygulanmışsa da, TC Devleti tarafı hiçbir taahhüt ortaya konmamaktadır.
  4. Yasal düzenlemelerin raporun yayınlanmasından sonra yapılacağı belirtilmekte, ancak bu konuda somut öngörü ve önerilere yer verilmemektedir.
  5. Rapor tek yanlı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından kaleme alınmıştır. Doğru olan çatışan iki tarafın görüş ve önerilerinin raporda yer alması olmalıydı.
  6. Partimizin tespiti; devlet içinde süreci sürdürmek ve sonuca ulaştırmak isteyen taraflar ile süreci akamete uğratmak ve tek amaçları Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etmek olan taraflar arasındaki çelişkinin rapora yansıdığıdır
  7. Raporun hazırlanma aşamasında önce Rojava, akabinde de Şengal ve Mahmur ile ilgili barışa ve müzakereye uygun olmayan saldırgan, tehditkar söylemler devletin bir kanadının niyetini ifade etmektedir.
  8. Tüm bu olumsuzluklara rağmen TBMM’de müzakere amaçlı bir komisyon kurulmuş olması ve aylarca çalışma yürütmesi, sonucunda da bu raporun yayınlanması bir yıl önce ile karşılaştırıldığında ileri bir adımdır.
  9. Bu tür müzakereler hiçbir zaman iki taraftan birinin istemlerinin bir anda bütünüyle yansıyacağı sonuçlar doğurmaz. Sürecin kendisi bir süreçtir. Partimiz 27 Şubat 2025 “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrası yaptığı açıklamada bu sürecin inişli çıkışlı, gel gitli ve zorluklar içerecek şekilde gelişeceğini ön görmüştü.
  10. Aslolan dar anlamda Barış ve Demokratikleşme Süreci dışında genel anlamda ABD emperyalizminin bölge ve Türkiye ile ilgili planlarının etkisidir. TC devleti içinde ABD’nin kayıtsız şartsız temsilciliğini üstlenen, uzantısı olan unsurlar tüm süreci ABD’nin bölgedeki planları çerçevesinde şekillendirmeye çalışmaktadırlar ve olumsuz rol oynamaktadırlar.
  11. Sürecin olumsuz sonuçlanmasının Türkiye açısından yaratacağı sonuçları düşünmek dahi istemiyoruz. Birincisi faşist diktatörlük daha da kurumsallaşacak ve demokrasinin en ufak kırıntısı kalmayacaktır. İkincisi ise bunun sonucunda çatışmalı bir dönem başlayacaktır.
  12. Kürt özgürlük hareketi ve Türkiye işçi sınıfının devrimci güçleri bu gelişme karşısında yeni bir strateji belirlemek ve mücadeleyi farklı bir aşamaya yükseltmek zorunda kalacaklardır.
  13. Süreç ile ilgili “sol”dan ve milliyetçi Kürt çevrelerinden gelen eleştiriler, KÖH’ün izlediği yolun “teslimiyet” ve “Kürt davasına” ihanet olarak nitelemeleri, Türk solunda sosyalist devrimi savunup masa başında oturanlara benzemektedir. Her mücadele farklı aşamalardan, geçici uzlaşmalarla geçerek ilerler. İlerlediği gibi kimi zaman gerileme de yaşar. Kötü niyeti olmayan her çevre bu gerçeği bilmektedir ancak politik amaçları doğrultusunda çarpıtarak değerlendirmektedir.
  14. Türkiye siyasetinde ve olmayan adaletinde ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Bağımsız Kürdistan amacını savunanlar hiçbir kovuşturmaya uğramaz ve “bölücülükle” suçlanmazken, birlikte yaşamdan yana olan, Kürt ulusal sorununun adil, demokratik ve barışçıl çözümünü isteyen Kürtler en ağır baskılarla, tutsaklıklarla karşılaşmakta ve bölücülükle suçlanmaktadırlar. Bu durumu her aklı selim insan değerlendirmelidir.
  15. Devlet tüm süreci Kürt halkının önemli çoğunluğunun önderi olarak kabul ettiği Abdullah Öcalan ile bire bir yürütmüştür. Bunun adı konmalı ve Öcalan’ın özgür çalışma koşulları yaratılmalıdır. Sürecin en önemli yanlarından biri bu konudur.
  16. TC devleti müzakere edilen tarafın yerine getirdiği taahhütlere karşı başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ olmak üzere tüm HDP tutsaklarının, yönetici, vekil, HDP’li belediye başkanları ve üyelerinin, düzmece Gezi Davası sonucu tutsak olan Osman Kavala, Can Atalay ve tüm Gezi tutsaklarının, tutsak basın emekçilerinin, düşünce suçundan dolayı tutsak olan tüm siyasi tutukluların derhal serbest bırakılmaları, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasını taahhüt etmelidir. Yurtdışına zorunlu politik göçmen olarak gitmek zorunda kalanların soruşturmaları durdurulmalı özgür dönüşleri sağlanmalıdır. Kayyum atanan tüm DEM ve CHP Belediyeleri seçilmişlerine iade edilmeli tutsak belediye başkan ve yöneticileri derhal serbest bırakılmalıdır.
  17. Türkiye halkları, Türkler ve Kürtler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tüm barış ve demokrasi güçleri bu süreci gerektiği gibi değerlendirmezlerse sadece Türkiye iç politika açısından karanlığa sürüklenmeyecek, aynı zamanda ABD ve İsrail’in bölgeye yönelik stratejilerinin gereği olarak savaş alanına dönecek olan Ortadoğu ateşinin içinde yanacaklardır. ABD emperyalizmi ve İsrail’in İran’a yönelik savaş planları ciddi bir tehlike yaratmakta ve bu sürece teşne olan Türkiye, Azerbaycan ve Suriye’yi de savaşın orta yerine çekecektir.
  18. Bu nedenlerden dolayı, tüm zorluklarına rağmen Barış ve Demokratik Toplum Süreci konusunda ısrarlı olunması, iniş çıkışlarına ve dengesizliklerine karşın ilerletilmesi için çaba sarf edilerek savaş baronlarının hevesleri boğazlarına tıkanmalıdır.
  19. Türk Solu’nun sürece karşı çıkan örgüt, parti ve çevreleri, kimi aydınlar,  Kürt Özgürlük Hareketi’ni hedef tahtasına koymak ve bu şekilde TC Devleti içindeki şahin savaş baronları ile aynı çizgiye düşmek yerine KÖH ile birlikte Türkiye’nin demokratikleşmesi, barışın tesis edilmesi ve Kürt ulusal sorununun çözümü konusunda kazanımlar elde edilmesine odaklanmalıdırlar.
  20. Kürt ulusal sorununda elde edilecek her kazanım ve Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde atılacak her adım sınıf mücadelesinin gelişmesinin koşullarını daha uygun hale getirecektir.
  21. Türkiye Komünist Partisi Marksçı-Leninci strateji ve politikaları doğrultusunda Barış ve Demokrasi Sürecinin gelişmesi ve kesintiye uğramamasının öneminin altını çizer. Tüm barış, demokrasi, emek, özgürlük ve sosyalizm güçlerini göreve çağırır. Bölgede topyekün savaşın ve Türkiye’de daha karanlık diktatörlük günlerinin önünü almak bunu gerektiriyor.

Türkiye Komünist Partisi
Merkez Komitesi

22 Şubat 2026